Kocaeli Haberleri Kocaeli Son Dakika

Kocaeli'nin Nabzını Tutan Site Kocaeliparaf.com'a Hoşgeldiniz. Kocaeli'in Güçlü Sesi, Kocaeli Haber, Kocaeli Haberleri, Kocaeli Yerel Haberleri

Kocaeli Paraf Haber Sitesi

Kemalpaşa Mh. Cumhuriyet Cd. Petan İşhanı Kat: 5 No:30 İzmit, Kocaeli
sennuruzan@gmail.com

Hafıza-i Beşer Nisyan İle Malüldür

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” atasözü, insan hafızasının unutkan olduğunu ve insanların unutabileceği şeyler olduğunu ifade eder. Hayatımızın her anında hatırlamamız gereken birçok şey vardır.

Hafıza-i Beşer Nisyan İle Malüldür

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” atasözü, insan hafızasının unutkan olduğunu ve insanların unutabileceği şeyler olduğunu ifade eder. Hayatımızın her anında hatırlamamız gereken birçok şey vardır.

Şöyle hafızalarımızı bir yoklayalım; bu günden tam on yıl öncesine 17 Aralık 2013 tarihine gidelim. Bu tarihe kadar kendini cemaat, hizmet, şefkat hareketi olarak tanımlayan hain terör örgütü PDY-FETÖ Yapılanması 17/25 Aralık Yargı darbesi ile emniyete ve yargıya sızmış müridleri vasıtasıyla sözde her devirde olan yolsuzluk ve usulsüzlüklerden hareketle büyük yolsuzluk operasyonu adı altında, seçilmiş meşru Hükümeti ve Başbakanı'nı yargı darbesi ile devirmeye çalıştığını hatırlamayanımız ve bilmeyenimiz yoktur.

***

Evet o tarihte bir takım yolsuzluk ve usülsüzlükler belki olmuş olabilir. Amaç hak ve adaletin tecelli etmesi noktasında iyi niyetli bir soruşturma ve yargılama teşebbüşü değildi. Buradaki asıl niyet müridlerini Pensilvanya'dan yöneten ABD ve İsrail'in kontrolündeki FETÖ Elebaşısının taşeronluğu ile yeşil kuşak projesinin. (Ilımlı İslam Modelinin) Türkiyede hayata geçirilmesi idi.

***

Muhafazakar kesime hizmet ve şefkat hareketi diye sunulan hatta Ecevit'i bile kandıran, her dönemde bukalemun gibi kılık değiştiren aslında tam bir masonik örgüt yapılanması olan FETÖ Elebaşısının Mavi Marmara Olayında İsrail'den yana tavır takınması, siyasi otoriteden izin alınmalıydı türünden konuşmalar yapması ve adeta İsrail'i savunması tüm toplumda ve özellikle muhafazakar kesimde ve Ak Parti saflarında büyük şaşkınlık ve infial yaratmıştı. İşte bu olaydan sonra Ak Parti ile Fetö arasında iplerin kopmaya başladığı bir süreç başladı. Başlangıçta alınları secdeye varıyor diye ne istedilerse veren ERDOĞAN bu ideolojik ayrışmadan sonra FETÖ’nün gerçek niyetini ve örgüt elebaşısı Fethullah GÜLEN'in artık yabancı istihbarat örgütlerinin etkisi altına girdiğini anlayınca kararını vermişti, bu yapı tasfiye edilmeliydi.

***

FETÖ 2012 yılına gelinceye kadar önce 2009 ve 2010 yıllarında Bülent ARINÇ'a sözde suikast yapılacağı bahanesiyle devletin kara kutusu sayılan kozmik odaya girmiş, devletin yarım asırlık devlet sırlarını ele geçirmişti.

***

Sıra MİT'e gelmişti. Devletin MİT dışında tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ çıtayı yükselterek MİT Müşteşarlığını istemeye başlamıştı. Tarihler 7 Şubat 2012 tarihini gösterdiğinde düğmeye bastılar. Erdoğan'ın önemli bir ameliyata gireceği saatlerde MİT Müşteşarı Hakan FİDAN'ı ifadeye çağırarak gözaltına almaya çalıştılar. MİT mensupları ile polisler arasında nerdeyse çatışmaya varacak hareketli saatler yaşandı. Oslo görüşmeleri üzerinden MİT Müşteşarına ve dolaylı olarak ülkenin Başbakanına kadar uzanacak bir plan yapmışlardı. Bu operasyonun akamete uğratılması FETÖ ile mücadelenin resmi başlangıç tarihi sayılır. Bu hain operasyon Erdoğan'ın dirayeti ve kararlılığı sayesinde MİT Müşteşarına sahip çıkması ve o gün İstanbul'da önemli bir ameliyattını erteleyerek Ankara'ya dönmesi FETÖ ile mücadelede tarihinde önemli bir dönemeç noktasıdır.

***

Erdoğan bu mücadeleye çok akıllıca bir strateji ile ilk olarak FETÖ'nün eleman kazanma ve önemli finansal kaynağı olan dersanelerin kapatılması gerektiği fikrinini ortaya atarak, dersanelerin kapatılmasını tartışmaya açarak fitili ateşlemiştir. Dersanelerin kapatılması konusunda yaşanan tartışmalarda FETÖ tüm unsurları ile Erdoğan'a adeta savaş açmış, 17/25 Aralık operasyonlarına hazırlanmış ve neticede 17/25 Aralık operasyonlarına başlamıştı. Yargı darbe teşebbüsünün de bir şekilde akamete uğratılmasıyla sözde cemaat, hizmet hareketi denilen Fethullah GÜLEN ve avanelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkmıştı.

***

Devlet artık kararını vermişti, Parelel Devlet Yapılanması yani FETÖ tasfiye edilmeliydi. Bu tarih FETÖ ile mücadelede yani bir başlangıçtı. 17/25 sürecinden 15 Temmuz sürecine gelinceye kadar FETÓ ile mücadele bir takım mevzuat değişiklikleri ile FETÓ unsurlarının tasfiyesi devam etmiş, FETÖ ve avaneleri devlet aygıtından ayrıştırılarak adalete teslim edilmeye başlamıştı. Tüm hukuki zorlanmalara karşı yürütülen bu mücadele devam ederken 15 Temmuz 2016 tarihine geldiğimizde FETÖ son bir hamle ile Silahlı Kuvvetlerdeki müridlerini kullanarak darbe yapmaya kalkışmış ve meşru iktidarı ve Cumhurbaşkanını devirerek ülke yönetimine el koymaya teşebbüs etmiştir. Türk insanının kahramanca darbe girişimine karşı direnmesi ve özellikle Silahlı Kuvvetlerde, Emniyette, Yargıda ve diğer Devlet Kurumlarındaki sağduyulu, devletini ve milletini seven vatanseverlerin demokrasiye sahip çıkmaları sayesinde kalkışma bastırılmış ve ülkemiz büyük bir uçurumun eşiğinden döndürülmüştür.

***

Yazımızın başlığına dönecek olursak “Hafıza-i Beşer Nisyanla Malüldür” atasözünden hareketle 1970 li yıllarda ilkokul mezunu bir vaizin kurduğu sözde masumene bir islami yapılanma ve nurculuğun bir kolu olarak İzmir Kestane Pazarında başlıyan serüvende, Türk insanının dini ve milli duyguları istismar edilerek zamanla bir takım yabancı istihbarat örgütlerinin kontrolüne girerek canavarca bir örgüte dönüşmüştür.

***

15 Temmuz sürecinde ve devamında Devletin kılcal damarlarına kadar sızan haşhaşilerden temizlenmeye başanmasıyla maalesef çeşitli sıkıntılar baş göstermeye başladı. Devlette özellikle Silahlı kuvvetlerde, Emniyette ve Yargıda liyakatlı personel eksikliği , dolayısıyla zaafiyet yaşanmaya başladı. FETÖ’nün bu ülkeye verdiği büyük hasarı bir anda onarmak mümkün olmuyordu. Devlet Savaş uçaklarımızı uçuracak savaş pilotu ,adliyelerde duruşmaya çıkacak savcı ve hakim, polis birimlerinde FETÖ’cü olmayan personel bulmakta zorlanıldı. Çok şükür o günleri atlattık ama bu seferde FETÖ’nün boşalltığı kadrolara METÖ’nün yerleştiği şeklinde ve FETÖ ile mücadelede hız kesildiği şeklinde yaygın bir kanı oluşmaya başladı.

***

Sonuç olarak yaşananlardan ders alınmalı ve devlette bu tür gerek menfaat gerek cemaat ve tarikat yapılanmalarına asla müsaade edilmemelidir. Milli Güvenliğimize tehdit oluşturabilecek bu yapılanmalarla ilgili çalışmalara devam edilmelidir. Hala Silahlı Kuvvetlerde, Yargıda, Emniyette, İstihbaratta büyük ölçüde FETÖ'den temizlenmiş ise de, FETÖ kripto elemanları vasıtasıyla faaliyetlerini yurt dışı destekli yürütmeye çalıştığı ve hain emellerinden vazgeçmediği gerçeğinide unutmamak ve akıldan çıkarmamak gerekiyor.

***

Dün FETÖ vardı, bugün de METÖ (Menfaatçı Terör Örgütü) var . Toplumsal ve devlet yapısında geçmişten ders alınmalı ve her türlü illegal yapılanmalara dikkat edilmelidir. Ayrıca hala mevcudiyetlerini devam ettiren kripto FETÖ unsurlarınında tesbiti ve tasfiyesi çalışmalarına hız kesmeden devam edilmelidir.

Selam ve Saygılarımla...

Bu Haberi Beğendin Mi?
27 kişiden 27 kişi beğendi

Sen de yorumunu yaz!

E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *