Erzurumlular Vakfı'ndan Anlamlı Zafer Programı
Kocaeli Erzurumlular Vakfı, 26 Ağustos Malazgirt Zaferi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle düzenlediği özel programda Türk milletinin Anadolu'daki tarihsel ve medeniyet yürüyüşünü masaya yatırdı
Kocaeli Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Vakfı, Türk tarihinin iki büyük dönüm noktası olan 26 Ağustos Malazgirt Zaferi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla anlamlı bir anma programına imza attı. Vakıf Başkanı Ahmet Önal, Mütevelli Heyeti ve yönetim kurulu üyelerinin tam kadro yer aldığı programın konuk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhsin Halis oldu.

ŞEHİTLER YAD EDİLDİ
Program Murat Avcı tarafından okunan hatim duasıyla manevi bir atmosferde başladı. Duada 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alparslan’dan, Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar bu toprakların vatan kılınmasında ve bağımsızlığın kazanılmasında can veren tüm şehitler ile ebediyete irtihal eden kahramanlar rahmet ve minnetle anıldı.

"TÜRKLERİN SERÜVENİ 1071'DE ANİDEN BAŞLAMADI"
Kürsüye gelen Prof. Dr. Muhsin Halis, Türklerin Anadolu’ya geliş sürecinin tek bir zaferle sınırlı olmadığını, Orta Asya’dan Maveraünnehir ve Horasan’a, oradan da Anadolu’ya uzanan uzun bir tarihsel yürüyüşün sonucu olduğunu vurguladı. Türklerin İslam dünyasıyla buluşmasının yalnızca dini bir değişim olmadığını belirten Halis, bu temasın devlet yapısı, hukuk, bilim ve şehirleşme alanlarında köklü bir medeniyet dönüşümü başlattığını ifade etti.
"VATANI KURUMLAR KURAR"
Horasan irfanı ve Ahmed Yesevi geleneğinin Anadolu’nun ruhunu ve kültürel haritasını biçimlendirdiğini kaydeden Halis, "Fetih kapıyı açar, kurumlar ise vatan kurar. Selçuklu döneminde yükselen kervansaraylar, medreseler ve darüşşifalar fetihleri kalıcı bir medeniyete dönüştürmüştür" dedi.
"ANADOLU BİRLİKTE YAŞAMAVE DÖNÜŞÜM ALANIDIR"
Malazgirt sonrasında Anadolu’daki toplumsal yapıya dikkat çeken Prof. Dr. Halis , bölgede Rum, Ermeni, Süryani ve diğer halkların köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlattı. Anadolu tarihinin sadece savaşlar üzerinden okunmaması gerektiğini belirten Halis, farklı kültürlerin karşılaşması, mücadelesi ve birlikte yaşama tecrübesinin medeniyetin temelini oluşturduğunu aktardı.
"ZAFERLER BAŞKALARI İÇİN TRAVMA OLABİLİR"
Modern dönemde devletlerin gücünün cephedeki başarıdan ziyade bilim, teknoloji, ekonomi ve kurumsal kapasiteyle ölçüldüğünü belirten Halis, "Bir toplum için zafer olan bir hadise, başka bir toplumun hafızasında kayıp veya travma olabilir. Bunu idrak etmek tarihimizden vazgeçmek değil, diplomatik ve tarihsel olgunluğun bir gereğidir" ifadelerini kullandı.
"1071'DEKİ SORU, 1922'DE DEĞİŞTİ"
Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde 26 Ağustos 1071 Malazgirt ile 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz arasındaki derin anlamsal bağa değinen Prof. Dr. Halis, iki tarihi şu sözlerle özetledi: "1071’in sorusu 'Bu topraklar yurt olacak mı?' idi. 1922’nin sorusu ise 'Bu yurt bağımsız kalacak mı?' oldu. 26 Ağustos’ta Kocatepe’den başlayan hamle 30 Ağustos’ta zafere, ardından Lozan ve Cumhuriyet ile siyasi egemenliğe dönüşmüştür."
"CUMHURİYET BAĞIMSIZLIKTIR"
Gelecek kuşaklara karşı büyük bir sorumluluk taşındığını vurgulayan Halis, "26 Ağustos bize vatanın kapısını, 30 Ağustos bağımsızlığın bedelini, Cumhuriyet ise o bağımsızlığın millete ait olduğunu hatırlatıyor. Asıl soru, bu bin yıllık mirasla bizim ne yapacağımızdır" diyerek konuşmasını tamamladı.
Bu Haberi Beğendin Mi?
0 kişiden 0 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar






