Kocaeli Haberleri Kocaeli Son Dakika

Kocaeli'nin Nabzını Tutan Site Kocaeliparaf.com'a Hoşgeldiniz. Kocaeli'in Güçlü Sesi, Kocaeli Haber, Kocaeli Haberleri, Kocaeli Yerel Haberleri

Kocaeli Paraf Haber Sitesi

Kemalpaşa Mh. Cumhuriyet Cd. Petan İşhanı Kat: 5 No:30 İzmit, Kocaeli
sennuruzan@gmail.com

Kocaeli’ni Tribünden İzliyorum

Uzun zamandır Kocaeli’nden uzaktayım. Şehrimi ve Türkiye’nin gündemini uzaktan izliyor, olup bitenleri anlamaya çalışıyorum. Yıllarımı gazetecilik mesleğine verdim. Mesleğim boyunca çok şey gördüm, çok farklı dönemlere tanıklık ettim.

Kocaeli’ni Tribünden İzliyorum

Uzun zamandır Kocaeli’nden uzaktayım. Şehrimi ve Türkiye’nin gündemini uzaktan izliyor, olup bitenleri anlamaya çalışıyorum.

Yıllarımı gazetecilik mesleğine verdim. Mesleğim boyunca çok şey gördüm, çok farklı dönemlere tanıklık ettim. Ancak bugün hissettiğim umutsuzluk ve çaresizliği daha önce hiç yaşamadım.

17 Ağustos Marmara Depremi’ni yaşamış, o dönemde aktif gazetecilik yapmış biri olarak en zor günlerde bile içimde hep bir umut taşıdım. Ne yaşarsak yaşayalım, mutlaka bir çıkış yolu olduğuna inandım. Fakat bugün ülkemizin ve Kocaeli’nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal tablo, insanı yalnızca düşündürmüyor; aynı zamanda derinden yaralıyor.

Bizi zamanla susmaya, görmezden gelmeye ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına alıştırdılar. Toplum olarak duyarsızlaştırıldık. İnsanların yaşadığı acılara, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı tepki verme gücümüzü kaybetmeye başladık.

Oysa güzel ülkemizde hepimizin ortak bir vicdanı vardı. Bugün siyasette yaşanan dil, üslup ve seviyesizlik ise toplumsal ayrışmayı daha da derinleştiriyor. Tarih bu dönemi nasıl yazacak, doğrusu bunu düşünmek bile istemiyorum.

Aileler yıprandı, insanlar yalnızlaştı. Sokaklarda mutsuz ve umutsuz insanların sayısı giderek artıyor. Aile kavramını korumakta bile zorlanıyoruz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sosyal yaşama kadar pek çok alanın insan odaklı olmaktan çıkıp reklam ve görüntü üzerinden tartışılır hale gelmesi de toplumdaki güven duygusunu zedeliyor.

Eskiden insanlar bir araya gelir, uzun uzun sohbet ederdi. Bugün aynı masada oturan insanların bile birbirine söyleyecek sözü kalmadı.

Kocaeli’nde siyasetin ağır tablosu

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, Kocaeli siyasetinde yeni ve ağır bir kırılmaya neden oldu.

Hukuki süreç devam ediyor. Suçlu olup olmadığına elbette yargı karar verecek. Ancak yaşanan süreç, toplumda adalet ve yargının siyasallaşması konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

Fatma Kaplan Hürriyet’in cezaevine girmesiyle birlikte şehir adeta ikiye bölündü. Sevenleri de karşısında olanlar da kendisini açıkça ortaya koydu. Fakat bütün bu tartışmaların ortasında bir gerçek daha ortaya çıktı: Siyasetçinin zor gününde yanında kimlerin kaldığı…

Yolsuzluk ve hırsızlık iddialarının siyasette adeta bir güç mücadelesinin aracına dönüşmesi, meseleleri kişilerden ve partilerden çok daha büyük bir noktaya taşıyor. CHP’nin kendi içindeki tartışmalar da bu tablonun ayrı bir boyutunu oluşturuyor.

Siyaset, halkın sorunlarını çözme makamı olmaktan çıkıp bir güç ve çıkar mücadelesine dönüşürse bundan yalnızca siyasetçiler değil, bütün toplum zarar görür.

Siyaset ahlakını nereye bıraktık?

İdealist siyasetçilerin azaldığını düşünüyorum. Daha da acısı, siyasette ahlak ve samimiyet tartışması giderek büyüyor.

Bugün kaç siyasetçi gerçekten “Ben bu ülkeye hizmet etmek, halkın geleceğini değiştirmek için siyaset yapıyorum” diyebiliyor?

Siyaset, toplumun gözünde giderek bir makam ve çıkar kapısına dönüşüyor. Güçlü olanın yanında durmak, dün söylenenleri bugün inkâr etmek ve şartlara göre saf değiştirmek sıradanlaşıyor.

Oysa siyasetçinin dün söylediğiyle bugün söylediği arasında bir tutarlılık olmalı. İnsan, dün savunduğu değerlerin arkasında bugün de durabilmeli.

Geçmişte siyasi yapılanmalarla ilgili yaşanan süreçler bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Dün bir yapıyla yan yana görünmekten çekinmeyenlerin, şartlar değiştiğinde aynı yapıyla hiçbir ilgilerinin olmadığını söylemesi hafızalarımızda hâlâ taze.

Bugün yaşananlara baktığımda ister istemez şu soruyu soruyorum:

Yarın, bugün iktidarın yanında duranların kaçı “Ben hiçbir zaman o tarafta değildim” diyecek?

Zaman, kimin hangi tarafta olduğunu mutlaka gösterecek.

Şehit ailelerinin acısı

Beni en fazla yaralayan ise toplum olarak bazı acılara karşı duyarsızlaşmamız.

Bugün sokakta gözü yaşlı şehit aileleri adalet ve hak ararken, ülkenin geleceği için evlatlarını kaybetmiş insanların sesini yeterince duyamıyoruz.

Buna karşılık terörle ilgili tartışmaların Meclis gündemine kadar taşınması, toplumun önemli bir kesiminde büyük bir kırgınlık ve öfke oluşturuyor.

Şehit ailelerinin kendilerini sorgulamak, hatta neredeyse savunmak zorunda kaldığı bir atmosferin oluşması kabul edilebilir mi?

Rahmetli babamın sık sık söylediği bir söz vardı:

“Vay anasını, ne günlere kaldık…”

Bugün yaşananları görünce o sözün anlamını daha iyi anlıyorum.

Çocuklarını bu ülkenin bağımsızlığı ve güvenliği için kaybeden ailelerin acısı siyasetin hiçbir hesabına malzeme edilmemeli. Şehitlerin hatırası, günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulmalı.

Uyuşan bir toplum mu olduk?

Belki de asıl sorun burada.

Toplum olarak yaşananlara alışıyoruz.

Dün bizi ayağa kaldıracak bir olay, bugün sıradan geliyor. Dün kabul edilemez olan bir şey, bugün tartışmanın doğal parçası haline geliyor.

İnsanların gözleri görüyor ama bakmıyor. Kulakları duyuyor ama dinlemiyor. Kalplerimiz ise yaşananlar karşısında giderek yoruluyor.

Ben Kocaeli’ni uzaktan izliyorum.

Bir gazeteci olarak değil yalnızca; bu şehrin sokaklarını, insanlarını, acılarını ve umutlarını yıllarca paylaşmış biri olarak izliyorum.

Ve açıkçası gördüğüm tablo beni korkutuyor.

Çünkü bu ülkenin en büyük ihtiyacı daha fazla kavga değil; adalet, vicdan, dürüstlük ve birbirimizi yeniden insan olarak görebilmek.

Siyaset değişebilir, iktidarlar değişebilir, makamlar değişebilir.

Ama kaybettiğimiz vicdanı ve toplumsal güveni yeniden kazanamazsak, geriye yalnızca birbirine yabancılaşmış bir toplum kalır.

Ben hâlâ umut etmek istiyorum.

Çünkü ne kadar karanlık olursa olsun, bu ülkenin insanlarının içinde hâlâ iyilik, adalet ve vicdan olduğuna inanıyorum.

Yeter ki susmayalım.

Yeter ki unutmayalım.

Ve en önemlisi, alışmayalım.

Bu Haberi Beğendin Mi?
0 kişiden 0 kişi beğendi

Sen de yorumunu yaz!

E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *