Kocaeli Haberleri Kocaeli Son Dakika

Kocaeli'nin Nabzını Tutan Site Kocaeliparaf.com'a Hoşgeldiniz. Kocaeli'in Güçlü Sesi, Kocaeli Haber, Kocaeli Haberleri, Kocaeli Yerel Haberleri

Kocaeli Paraf Haber Sitesi

Kemalpaşa Mh. Cumhuriyet Cd. Petan İşhanı Kat: 5 No:30 İzmit, Kocaeli
sennuruzan@gmail.com

Onur Ve Şeref

Bir vakitler iki arkadaş yaşarmış:Biri Onur, öteki Şeref. Öyle birbirlerine bağlılarmış ki, gören “Bunlar kardeşten de öte!” dermiş. Onur'un gömleği bembeyazmış. Şeref'in ayakkabısı çamur görmemiş.

Cengiz Han Göksu

Köşe Yazarı


Onur Ve Şeref

Bir vakitler iki arkadaş yaşarmış:

Biri Onur, öteki Şeref...

Öyle birbirlerine bağlılarmış ki, gören “Bunlar kardeşten de öte!” dermiş.

Onur'un gömleği bembeyazmış.

Şeref'in ayakkabısı çamur görmemiş.

İkisi de başı dik gezer, kimsenin hakkına göz dikmezmiş.

Onur der ki:

— Şeref kardeşim, insanın malı mülkü azalabilir ama adı kirlenmesin.

Şeref de güler:

— Doğru dersin Onur. Cebimiz boş olsun, alnımız açık olsun yeter!

Mahallede herkes bunları severmiş.

Çünkü Onur sözünün eriymiş.

Şeref de sözünün arkasında dururmuş.

Gel zaman git zaman, mahalleye garip insanlar gelmeye başlamış.

Bunların elinde parlak çantalar, dillerinde tatlı sözler varmış.

“Gel hele,” demişler Onur'a.

“Bir iş var. Çok para var. Kimseye zararı yok!”

Onur önce burun kıvırmış.

— Ben öyle işlere gelmem arkadaş!

Ama para kokusu var ya...

Hani bazı yemeklerin kokusu daha tencereyi açmadan insanı mutfağa götürür.

İşte öyle bir koku!

Onur'un burnuna kadar gelmiş.

Şeref uzaktan bağırmış:

— Onur! Sakın ha!

Onur:

— Bir bakıp çıkacağım, demiş.

Meğer “bir bakıp çıkacağım” diye girilen yerden bazen insanın adı çıkarmış, kendisi çıkamazmış.

Ertesi gün Onur'un gömleğinde küçücük bir leke görülmüş.

Şeref:

— Kardeşim, gömleğin kirlenmiş.

Onur:

— Ufak bir şey be! Yıkanınca çıkar.

Çıkmamış.

Bir leke daha gelmiş.

Sonra bir leke daha...

Derken gömlek beyazlığını unutmuş.

Şeref de dayanamaz olmuş.

“Onur gidiyorsa ben de peşinden giderim,” demiş.

İki eski dost, girdikleri karanlık sokakta yavaş yavaş değişmeye başlamışlar.

Eskiden haksızlığa kızan Onur, artık haksızlıktan payını almaya başlamış.

Eskiden “Bu doğru değil!” diyen Şeref, artık:

— Doğrunun da zamanı var kardeşim, demeye başlamış.

Mahalle şaşkın!

Bakkal bakmış, tanıyamamış.

Kahveci bakmış, çayı uzatırken eli titremiş.

Berber:

— Ulan bunların suratına ne olmuş? demiş.

Surat aynı suratmış da...

Ayna değişmiş.

Bir zamanlar başları dik gezen iki arkadaşın boynu eğilmeye başlamış.

Çünkü insanın sırtındaki yük bazen çuval değildir.

Yaptığı iştir.

Bir gün Onur, Şeref'e:

— Bizi kimse görmüyor, demiş.

Şeref:

— Görmüyorlar sanıyoruz, demiş.

İşte insanın en büyük yanılgısı da buymuş.

Herkesten saklanırsın...

Ama kendi vicdanından kaçamazsın.

Onur'un cebinde para çoğalmış.

Şeref'in çevresinde dalkavuklar.

Fakat ikisinin de eski dostları azalmış.

Çünkü temiz insanın yanında kirli ayakkabı fazla ses çıkarır.

Bir gün mahallede çocuklar Onur'u görmüş.

“Amca!” diye seslenmişler.

Onur dönüp bakmış.

Çocuklardan biri diğerine:

— Bu Onur amca değil mi?

Diğeri:

— Yok be... Bizim bildiğimiz Onur böyle değildi.

Onur'un yüzü düşmüş.

Şeref'e anlatmış.

Şeref:

— Takma kafana, demiş.

Ama insan bazen bir çocuğun tek cümlesinden, yüz sayfalık kitaptan daha ağır ders çıkarır.

Günler geçmiş.

Onur ile Şeref'in adı artık eskisi gibi anılmaz olmuş.

Bir zamanlar:

“Onurlu adam.”

“Şerefli insan.”

denilen iki isim, kahvelerde fısıltıyla söylenmeye başlanmış.

Sonra bir gün...

İkisi de ortadan kaybolmuş.

Ne Onur bulunmuş...

Ne Şeref.

Mahalleli aramış, soruşturmuş.

Kimi:

— Paranın peşine gittiler, demiş.

Kimi:

— Kendi yaptıkları işlerin altında kaldılar, demiş.

Kimi de:

— Yok canım, bunlar zaten çoktan kaybolmuştu. Sadece bedenleri ortalıkta dolaşıyordu, demiş.

Benim aklıma en çok bu son söz yattı.

Çünkü bazı insanlar bir gecede kaybolmaz.

Önce vicdanını kaybeder.

Sonra utanmasını.

Sonra dostunu.

Sonra yüzünü.

En sonunda da adını...

Onur ile Şeref'in başına gelen de budur belki.

İki güzel kelimeydiler.

İki temiz arkadaştılar.

Fakat insanın eline makam, para, menfaat ve fırsat geçtiğinde gerçek yüzü ortaya çıkıyor.

Kimi Onur'u cebine koyuyor.

Kimi Şeref'i pazara çıkarıyor.

Kimi de ikisini birden satıyor.

Sonra dönüp:

— Benim onurum da şerefim de yerinde! diyor.

Yok öyle yağma!

Onur, cüzdanda taşınan bir kartvizit değildir.

Şeref, dilin ucunda söylenen bir süs sözcüğü değildir.

Onur, kimse görmezken doğruyu yapmaktır.

Şeref, kimse alkışlamazken eğilmemektir.

Gerisi?

Gerisi cilalı ayakkabı, ütülü gömlek, bol keseden laftır.

Ve unutmayın:

Çamura basınca ayakkabı kirlenir.

Çamura alışınca insan!

Onur ile Şeref'i bir daha gören olmadı.

Ama mahallede hâlâ iki boş sandalye durur.

Biri Onur'un...

Biri Şeref'in...

İkisine de kimse oturmaz.

Çünkü mahalle bilir:

Bazı koltuklar boş kalmazsa, bazı insanlar kaybolur.

Bu Haberi Beğendin Mi?
2 kişiden 2 kişi beğendi

Sen de yorumunu yaz!

E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *