Güveni Çalınan Ülke…
Dün sabah İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve beraberindeki çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla Türkiye bir güne daha sarsıcı bir haberle uyandı. Soruşturmanın hukuki boyutu elbette yargının konusu.
Şennur Yıldız
Köşe Yazarı
Dün sabah İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve beraberindeki çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla Türkiye bir güne daha sarsıcı bir haberle uyandı.
Soruşturmanın hukuki boyutu elbette yargının konusu. Suçlama vardır, savunma vardır ve en sonunda karar vardır. Ancak bugün beni asıl düşündüren, bir belediye başkanının gözaltına alınmasından çok daha büyük bir mesele var: Bu ülkede insanların devlete, adalete ve birbirine olan güveni hızla tükeniyor.
***
Fatma Kaplan Hürriyet'in gözaltına alınması açıkçası sürpriz olmadı. Siyaseti yakından takip eden herkes böyle bir ihtimali konuşuyordu. Belki kendisi de bunu bekliyordu.
Son yıllarda neredeyse her hafta yeni bir operasyon haberiyle uyanıyoruz. CHP'li belediye başkanları, sanatçılar, dernek yöneticileri, iş insanları...
İster istemez insanın aklına şu soru geliyor:
Bu ülkede AK Parti'liler dışında herkes mi suçlu? Herkes mi hırsız? Herkes mi yolsuz?
Eğer gerçekten öyleyse, o zaman bu ülke ne zaman bu hale geldi?
***
Peki bu insanlar belediye başkanı adayı olurken, milletvekili olurken, devletin her türlü güvenlik soruşturmasından geçerken bunlar bilinmiyor muydu?
Yok eğer bilinmiyorsa, o zaman sistem sorgulanmalıdır.
Asıl Kaybettiğimiz Şey Güven
Bu yıl YKS'de sorulan "Devesi Çalınan Bedevi" hikâyesini okuduğumda çok etkilenmiştim. Hatta soru sosyal medyada gündem oldu çok tartıldı. Sorunun cevabı için üzerinde farklı farklı yorumlar yapıldı.
Bedevi, hayatını kurtardığı kişi tarafından devesi çalındığında hırsıza sadece şunu söylüyordu:
"Deveyi al git ama sakın bunu kimseye anlatma."
Çünkü biliyordu ki insanlar bu olayı duyarsa bir gün çölde gerçekten susuzluktan ölmek üzere olan birini gördüklerinde yardım etmeyeceklerdi.
Bedevi devesini değil, insanlığın güvenini korumaya çalışıyordu.
Bugün Türkiye tam da bu hikâyenin içinde yaşıyor.
Artık insanlar sadece siyasetçiye değil, yargıya da, kurumlara da, birbirine de güvenmekte zorlanıyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
***
Bir Toplum Güvenini Kaybederse...
Deprem olduğunda birbirine koşan...
Yangında elindeki son şişe suyu paylaşan...
Sel felaketinde tanımadığı insanın elinden tutan bu milletin en büyük gücü vicdanıydı.
Bugün ise insanlar birbirine şüpheyle bakıyor.
"Acaba doğru mu?"
"Acaba gerçekten suçlu mu?"
"Acaba bu da siyasi mi?"
Bu soruların çoğalması bile başlı başına toplumsal bir yaradır.
Hukuk Herkes İçin Eşit Olmalı
Kim suç işlemişse elbette hukuk önünde hesap vermelidir.
Bunun siyasi kimliği olmaz.
Ancak hukuk, sadece belli kesimlere işlediği algısını oluşturursa, toplumun adalet duygusu yara alır.
Bugün milyonlarca insanın zihnindeki soru tam da budur.
Çünkü adalet sadece uygulanmakla kalmamalı, adil uygulandığı da görülmelidir.
Ben Merhametimi Kaybetmek İstemiyorum
Ben bu ülkeyi seviyorum.
Cumhurbaşkanıma güvenmek istiyorum.
Valime güvenmek istiyorum.
Belediye başkanıma güvenmek istiyorum.
Yargıya güvenmek istiyorum.
Doktoruma, öğretmenime, milletvekiline, polisine güvenmek istiyorum.
En önemlisi de komşuma güvenmek istiyorum.
Çünkü güvenin olmadığı yerde ne huzur olur ne demokrasi ne de gelecek.
***
Bugün Fatma Kaplan Hürriyet hakkında hüküm verecek olan mahkemelerdir; ne sosyal medya ne de siyasi tartışmalar.
Ben kimseyi peşinen suçlu ilan etmeyi de, peşinen aklamayı da doğru bulmuyorum.
Ama bir kadın olarak, bir gazeteci olarak ve bu ülkenin bir vatandaşı olarak şunu söylemekten de geri durmayacağım:
Beni en çok korkutan şey gözaltılar değil; bu ülkenin her geçen gün biraz daha güvenini, vicdanını ve merhametini kaybediyor olmasıdır.
***
Çünkü güvenini kaybeden bir toplumun yeniden ayağa kalkması, yıkılan binaları yeniden yapmak kadar kolay değildir. Hepimizin koruması gereken en büyük değer, birbirimize ve adalete duyduğumuz inançtır.
***
Bugün en büyük meselemiz ekonomik kriz hiç değildir. En büyük meselemiz, sessizce büyüyen güven krizidir. Çünkü bir ülke; yollarını, köprülerini, binalarını yeniden inşa edebilir. Ama yıkılan güveni, kaybolan adalet duygusunu ve sarsılan vicdanı yeniden ayağa kaldırmak çok daha zordur. Unutmayalım; devletleri ayakta tutan yalnızca kanunlar değil, o kanunlara duyulan inançtır. Güvenin kaybolduğu yerde umut solar, merhamet azalır, insanlar birbirine yabancılaşır. O gün kaybeden ne iktidar olur ne muhalefet… Kaybeden, aynı bayrağın altında yaşama iradesini ve birbirine olan inancını yitiren 86 milyon olur. İşte asıl korunması gereken de budur: Bu ülkenin adalete, vicdana ve birbirine duyduğu güvene ihtiyacı var.
Bu Haberi Beğendin Mi?
1 kişiden 1 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar



