Kocaeli Haberleri Kocaeli Son Dakika

Kocaeli'nin Nabzını Tutan Site Kocaeliparaf.com'a Hoşgeldiniz. Kocaeli'in Güçlü Sesi, Kocaeli Haber, Kocaeli Haberleri, Kocaeli Yerel Haberleri

Kocaeli Paraf Haber Sitesi

Kemalpaşa Mh. Cumhuriyet Cd. Petan İşhanı Kat: 5 No:30 İzmit, Kocaeli
sennuruzan@gmail.com

'Çirkin Öğretmen'

Eğitim bir kova doldurmak değil, ateş yakmaktır.

'Çirkin Öğretmen'

Eğitim bir kova doldurmak değil, ateş yakmaktır.

Masum, temiz, ışıl ışıl çocukların, gençlerin pırıl pırıl gönüllerine misafir olmaktır; Kasaba, köyde, şehirde, sokakta, evde, okulda her yerde öğretmen olmaktır…

Sınıfa girip sadece ders anlatmak onlara yetmedi.

Kimi uzayı köye taşıdı kimi geleceğin sınıfını kurdu.

İçlerinde 4 bin kitaplık bir kütüphaneyi öğrencileriyle buluşturan da var, onları birer kültür elçisi olarak yetiştiren de...

24 Kasım 1928 günü Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün yeni yazı ile okuma yazma seferberliğinde kara tahta başında ders verip Başöğretmenliği kabul ettiği gündür bugün.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’te “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür vicdanı hür nesiller ister. Yetişecek olan nesiller sizin eseriniz olacaktır” diyerek Türk öğretmenine nesilleri emanet eder. Yeni nesillere gerekli olan değerleri ve davranışları kazandırmada en önemli sorumluluk kuşkusuz ki eğitimdir.

...

İnsanoğlu doğar büyür ve ölür. Bu geçen süre o insanın yaşamıdır. Yaşamda değişik meslekler vardır. Konusu insan olan mesleklerin başında öğretmenlik mesleği gelir.

Meslekler vardır, eller üstünde tutulan herkesin gözünde altın gibi parlayan ve bir gün unutulan. Meslekler vardır, Aristo’dan “tanrı gökten yere inse ve meslek seçmek isteseydi mutlaka öğretmen olurdu” sözlerinde tanrılaşan.

Her sınıfa girdiklerinde yaşadıkları sadece yazılara dökülen bir öykü değil küçük yüreklere dokunuşlardır.

İşte bu anlamlı günde Ergül Öğretmenin yaşadığı bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum…

Ankara Mamak Keçikıran semtinde çalışıyorum.

Muş Varto’dan sonra bir yılda Kızılcahamam’da çalışmış, sonra da bu okula tayin olmuştum. Keçikıran Ankara’nın gecekondu semtiydi. Bulunduğum bölge askeri bölge arasında kalmış, sivri bir tepeye konumlanmış dar gelirli insanların yerleştiği, hemen hemen her bölgeden, hatta her ilden insanın kaynaşıp bir ortak kültür oluşturduğu bir yerdi. İnsanlar dar gelirliydi, Anadolu kültürü hâkimdi.

Sınıfımda oldukça iyi bir sınıf idi. Şubat ayındaydık. Çocuklar, civcivlerin yumurtadan çıkışı gibi birer birer okumaya başlamışlar, ilk günlerdeki tedirginliği, acemiliği ve uyumsuzluğu atlatmışlardı. Her gün yeni metinler hazırlıyor, beraber okuyup yazıyorduk.

Okulumuzdaki tebeşirli kara tahta kaldırılmış onun yerine beyaz tahta ile tahta kalemi ile tanışmıştık. Renkli kalemlerle tahtaya yazılar, metinler yazıp sonrasında okuyorduk. Ya da söylediğimiz sözcükler ve cümleleri tahtaya yazıyorduk.

Bir sabah geldiğimde masamın üzerinde bir karton kâğıt vardı. Tam kartonu alıp çöpe atacaktım ki! Kartonun gömleklerin arkasına konulan karton olduğunu ve üzerinde “Çirkin Öğretmen” yazdığını gördüm. Kartonu aldım, gülümseyerek “Bunu kim yazdı?” dedim. Herkes Elif’e baktı. Elif ile göz göze geldik. Belli ki çok mahcup olmuştu. Yanına gidip saçını okşayarak elinden tutup beraber tahtaya kadar geldik. “Aferin Elif” dedim ve alkışlattım. Sebebini sormadım. Sorsaydım belki de onu savunma durumunda bırakıp sebep bulmaya zorlayacaktım.

Demek ki Elif’in gözünde çirkindim…

Elif’i birkaç defa yeniden alkışlattım ve ben de alkışladım. Elimdeki gömlek kartonunu sınıfın ön tarafında bulunan panoya astım.

Birkaç gün sonra Elif’in annesini okula gelip, panodaki kartonu indirdiğini gördüm. Karton elindeydi tam yırtacakken “Lütfen yırtmayın” dedim. Nazikçe elindeki kartonu alıp tekrar astım. Kadın “Öğretmenim özür dileriz çok utandım.” dese de, ben “Özür dilenecek bir durum yok” diye annesini teselli ettim. Bu durum o kadar büyüdü ki, sınıfa gelen herkes yazılı kartonu görür görmez tepki gösteriyor, indirmemi istiyorlardı. Bir gün müdür yardımcısı bile panodaki yazıyı görünce o yazıyı indirmemi söyledi, ama beni rahatsız etmiyordu.  Onlarla aynı düşüncede değildim…

Birkaç ay sonra müfettişler geldi. Karton hala orada asılı duruyordu. Müfettiş bey bu kartonun neden asılı olduğunu sordu. Ben de durumu anlatmaya çalışıyordum ki Elif parmak kaldırıp “Hayır öğretmenim o öyle değil” Diyerek itiraz etti.

Müfettiş bey Elif’i çağırdı.

Telaşla anlatmaya başladı.

Öğretmenim o gömlek kartonunu sınıfa Meriç getirdi. Sizin gözünüze girip onu daha çok sevesiniz diye üzerine “öğretmen “yazdı. Ama ben sizi daha çok seviyorum. Ben de Meriç’e “çirkin” diye yazdım. “Sizi kıskandım”.

Bu durum beni derinden etkilemişti. İçten içe de hoşuma gitmişti. Ne kadar doğru bir şey yaptığımı fark ettim. Bazen duruma ait gerçeği fark etmeyip hırslarımıza ve öz benliğimize yenik düşebiliyoruz. Bu da etkileri asla silinmeyen derin ve ağır izler bırakıyor insan hayatında. Çocukluk travmaları, iyileşmeyen ağır kırgınlıklarla yüreğimizi karartan katı kişilikler oluşturuyor. Hayatın başındaki minik kalpleri kırmak yerine, hoşgörüyü pekiştirmek hiçbir güzelliğin kalıcı olmadığını görmek.  

Elif şimdi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyor. Her aradığında “Çirkin Öğretmenin kızı” diye ona takılıyorum. Bir gömlek kartonunun hayata dair  yapmış olduğu  bu sınavdan hepimiz kazançlı çıkmıştık.

Hayatın kendisinin bir sınav olduğunu hiç bir zaman unutmamak gerek.

Geleceği belli olmayan  dünyada yeni insanlar kazandıran, Türkiye’nin güzel geleceğinin imzalarını atan değerli öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü yürekten kutluyorum.

Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

Mustafa Kemal Atatürk

Bu Haberi Beğendin Mi?
4 kişiden 4 kişi beğendi

Sen de yorumunu yaz!

E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *